izmit escort izmit escort
izmit escort izmit escort bayan izmit eskort izmit escort escort gebze
Kaliteli elit escort profilleri ile birlikte güvenle beraber olabileceğiniz şişli escort kadınlarını bulabilirsiniz. Buna yakın olan esenyurt escort reklamlarınada bakmayı unuttmayın.

bursa escort bayan görükle bayan escort

bursa escort görükle escort

alanya escort bayan antalya escort bodrum escort seks hikayeleri sex hikayeleri

görükle escort escort bayan elit bayan escort escort kızlar bursa vip bayan eskort escort bayanlar escort

sportturbo.net

kaçak iddaa

canlı bihis

kaçak bahis siteleri

kaçak bahis

bagibet

illegal bahis

takipçi satın al

Bugun...


Adnan Güllü

facebook-paylas
KAYIP TARİH “Tarihi Eserler, Geçmişin Sessiz Şahitleridir.”
Tarih: 26-11-2021 05:19:00 Güncelleme: 26-11-2021 05:19:00


KAYIP TARİH

“Tarihi Eserler, Geçmişin Sessiz Şahitleridir.”

“Tarih, bir milletin hafızasıdır. Hafıza kaybı yaşayan milletler önce köle, daha sonra da yok olmaya mahkûm olurlar. Tarih aynı zamanda bizleri geçmişimizle yüzleştirerek bu güne kadar belki de doğru olarak bildiğimiz birçok şeyin yeniden değerlendirilmesine fırsat verir. Tarihin belgelerle tespiti ise bir bakıma ezber bozar ve belgelerle ortaya konan tarih, kimsenin inkâr edemeyeceği sonuçları ortaya koyduğu gibi iç dünyamızda saklı kalan derin şüphelerin ortadan kalmasını sağlar. “

 

Karaelbistan Mekân Denilen Mevkii.

Adnan Güllü - Oğuz Saydam (2006)

 

Anadolu tarihi, çok az bilinen geçmişi ile bizleri sorular yumağının içine çekmektedir. Bu sorular yumağını kısmen de olsa çözülmesini sağlayan, Anadolu coğrafyasının her bir tarafına serpilmiş olan bu tarihi kalıntılardır. Bu kalıntılar geçmişten, günümüze cevaplar taşımakta ve bizim adımıza dünle - bugünü bütünleştirmektedir.

Geçmişimiz, zaman koridorlarında oluşan gizler denizinden, günümüze bu kalıntılar aracılığı ile bizlere göz kırparken, bizler ise dünümüzü meraklı sorular içerisinde aramayı sürdürüp, özellikle geçmişimizin bu sessiz şahitleri ile iletişimler kurup, günümüze bilgi taşımaya çalışmaktayız.

Çünkü ülkemizde, hangi dönemde olursa olsun, anı yazma ve bırakma alışkanlığının olmaması, yazılan anıların ve notların ise ancak çok küçük bir bölümünün kayıtlara düşmüş olması, nedeniyle, bilgi azlığı bizlere yeterince sorularımızın cevaplarını doyurmamaktadır. Bu yüzden insanlarının deneyimleri ışığında incelenebilmesi için; söylence(efsane) dediğimiz sözlü tarihe yönelmekteyiz. Söylencelerle donanmış olan tarihi kalıntılar bizleri az da olsa geçmişin realitesine ulaştırmaktadır.

İşte bizde bu yöntemden yola çıkarak, rastladığımız tarihi bir kaya kabartması olan bu kalıntı ile bölgenin tarihi ile ilgili bir cevap aramaktayız.

Mekân, Karaelbistan Kasabası’nın kuzey batısına düşen Şar – Dağ (Şardağ) eteklerinde oluşan suyu bol bir mesire, bir yaylak yeridir. Bu yaylaktaki tarihi kalıntılar incelendiğinde görüyoruz ki; Mekân, Elbistan tarihi kadar eski bir yerleşim yeri olduğunu ve tarihi zenginliği ise Hitit(Eti) medeniyetine kadar uzandığını görmekteyiz. Elbistan Ovası’nda ki medeniyetin bir yansıması olan Mekân, büyük bir demir madeni ocağının işletmesine tanık olmaktayız. Çünkü demir madeni ocakları o yüzyılların en büyük sanayi teknolojisinin bir simgesi olmaktadır. Nedenine gelince o dönemlerde (M.Ö. 2000 yıllarında ) dünyada beş büyük İmparatorluk vardı. HİTİT İmparatorluğu da bunlardan biriydi. Diğer ikisi kültür ülkeleri olan ASUR ve BABİL’di ve Batı Asya’da Arap Yarımadası’nın kuzey ve kuzey doğusunda yer almaktaydı. MISIR ise, Afrika’nın tek yüksek kültürünü yaratmıştı. Günümüz batı uygarlığının ana kaynağı olan AHHİYAVA Avrupa’nın en doğusundaki bir yarımada üzerinde yer alıyordu.)

İşte demir maden ocağından ilk yararlanarak ordunun silah sektöründe büyük bir gelişme göstererek, diğer imparatorluklar üstünde uzun bir süre hâkimiyet kurmuşlardır. Bu gücün temelini oluşturan Mekân demir maden ocağı da bunlardan biridir. Hititlerden, sonra gelen medeniyetlerde uzun süre bu yörenin imkânlarından faydalanmışlardır. Bunlardan en önemlisi M.Ö. 100 yıllarında bu coğrafyaya gelen Kommagenler’ dir.  Kokusos (Göksun),  üzerinden tarihi bir yol gelirdi. Ünlü MAZKAÇ GÜNEY YOLU ( Halep-Kilis-Narlı-Elbistan-Göksun- Kayseri) ayrıca ikinci yol; (Malatya-Darende-Elbistan-Göksun-Kayseri) güzergâhlarıydı.

 Bu ülkede Ana – Tanrı(Ma-Enyo)’nun adına zengin törenli ibadet yapılırdı ve her yılın belli zamanlarında (Ma- Enyo) papazları bu yolu baştanbaşa doldururlardı.  Tokat taraflarında Yeşil Irmağın yakınında ve Gömenek köprüsü yakınında bir Komana vardır. Burada da aynı ibadet yaparlardı. Bununla aşadakine (Şarve)Altınşehir diyorlardı. Her ikisi de 6000’şar bin papazlı manastırlardı. Bazı araştırmacılar, Aşağı Şar’ın Kayseri ile Malatya arasında stratejik bir yer olduğunu kaydederler. Onlara göre Bizans İmparatorluğunu doğuya götüren büyük cadde (yol) buradan geçerdi. Önemli bir dağ geçidinin doğu ucunda idi. Bütün bunlar Elbistan’da ki Şar- Dağ’ının doğu ucunda ki şimdiki Karaelbistan’nın ve Küçük Kaya pınarda ki örenleri, iz yerleri görülen ve halk arasında (Kilisa) yeri denilen mevki anlatılmaktadır. Şu an ise Kilisa denilen bölge kalıntıları tarlaların içinde kaybolmuştur.

Buradan şu sonuca varıyoruz ki Mekân, tarihsel bakımdan zengin bölgedir ve bu kabartma Mekân’da, bir ibadethanenin bir simgesidir.    

Adnan GÜLLÜ Tarih Araştırmacısı & Eğitimci-Yazar

Faydalanılan Kaynaklar: Elbistan Tarihi (Elbistan Yayınları) Anadolu Uygarlıklar Ansiklopedisi

Eski Anadolu Tarihi(Füruzan Kınalı) Karahöyük Hafriyat Raporu ( Prof. Dr. Tahsin Özgüç)



Bu yazı 893 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
GAZETEMİZ

HABER ARŞİVİ
HABER ARA
Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI