Bugun...


Adnan Güllü

facebook-paylas
SİTTİ MÜKEREME (MÜKRİME) HATUN: (1435- 1484)
Tarih: 01-10-2019 21:40:00 Güncelleme: 01-10-2019 21:40:00


“Tarih, bir milletin boy verdiği verimli bir topraktır. Bir milletin kökleri, tarihinde saklıdır. Yaşamak, dal budak salmak için tarihinden güç alır. Milli gururu, tarih şuuru olmayan yığınlar millet olma vasfını kaybederler.”

Osmanlı sarayına gelin giden dördüncü Dulkadır Hanım Sultanıdır. Dulkadır hükümdarlarından Süleyman Bey'in güzellikleriyle ün salmış beş kızından en güzelidir.15 Aralık 1449’da görkemli bir düğünle Padişah II. Murat'ın oğlu Veliaht Mehmet (Fatih) henüz 14 yaşında idi, kendisi de aynı yaşlardayken evlenmiştir. Fatih Sultan Mehmet’in yedi eşinden üçüncüsüdür.

 

Elbistanlı Sitti Mükereme (Mükrime) Hatun: (1435-  1484) Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmed’in eşi.

Bunlardan biri de Fatih'in şehzadelik döneminde dillere destan bir düğünle evlendiği Dulkadiroğlu Süleyman Bey'in kızı Sitti Mükrime Hatun'un resmi. Venedik Marciana Kütüphanesi'ndeki Greek Codex (Yunan Antolojisi) içerisinde yer alan resim o dönemde yaşayan bir Ortodoks Rum tarafından çizilmiş. Albümde Sitti Hatun'un erkek kardeşinin resmi de yer alıyor. Belgeselin yönetmeni Kerime Senyücel, Greek Codex hakkında "Kodeks değişik kaynaklardan değişik tarihlerdeki şeylerin bir arada toplandığı kitaplara deniliyor. El yazmaları, minyatürler, haritalar aynı kitabın içinde. 15. yüzyıldan kalma bir Yunan el yazması. Muhtemelen İstanbul'dan gelmiş. İstanbullu bir Ortodoks Rum tarafından yazılmış. Metinlerin çoğu Yunanca, bir kısım Arapça yazılar da var. 2. Beyazıt döneminde Venedik'e gitmiş." diyor. Resimde Sitti Mükrime Hatun, o dönem Anadolu kadın kıyafetleri içinde, bir tahtırevan üzerinde otururken görülüyor. (kaynak: Gazeteci Araştırmacı Yunus Bülbül)

  Bu konuda yazılan kaynakları inceleyelim: “ Sultan Murad II, bu evliliği, şüphe yok ki, siyasi düşünce ile tensip etmişti. II. Murad, İkinci Kosova Savaşını kazandıktan sonra Karamanoğulları’nın olası saldırısını engellemek amacıyla Dulkadırlı Hükümdar Süleyman Bey ile akrabalık kurmaya karar verdi ve Süleyman Bey’in kızlarının arasından en güzelini seçmesi için Amasya Beyi Hızır Ağa’nın eşini Elbistan’a gönderdi. Görücünün Sitti Hatun’u beğenmesi üzerine derhal harekete geçen hükümdar, oğlu İkinci Mehmed ile Sitti Hatun’u evlendirmek için görkemli bir düğün alayını Elbistan’a yolladı ve müstakbel gelini Bursa’ya getirdi. Hükümdar, oğlu için Edirne’de tam üç ay süren, dillere destan bir düğün yaptı ve İkinci Mehmed, eşi ile birlikte Manisa’ya yerleşti.

Kaynaklardan takip edebildiğimiz kadarıyla, aynı zamanda bu düğün bir Osmanlı şehzadesinin evlenmesi vesilesiyle yapılan son düğündü. Bu düğünden sonra Osmanlı şehzadelerinin evlenme amaçlı düğün yapılmamıştır.

Gelin olduktan sonra 18 yıl Edirne’de yaşayan Sitti Hatun, Fatih Sultan Mehmed’in ölümünden sonra köşesine çekildi, kendini hayır işlerine adadı, 1484’de Edirne’de büyük bir cami yaptırdı ve 1485’teki ölümüne kadar Edirne’de kaldı. Bazı kaynaklarda da Sitti Hatun’un İkinci Bayezid’in annesi olduğu kabul edilmektedir. Yine bazı kaynaklarda da çocuğu yok denilmektedir.

Bu çocuğu yoktur denilmesi pek inandırıcı gelmemektedir. Çünkü kaynaklarda Sitti Hatun adıyla anılan Fatih’in eşinin gerçek adının Mükrime Hatun olduğu İznik’te bulunan Eşrafoğlu denilen Şeyh Abdullah b. Eşraf türbesine ait 890 tarihli vakfiyede “Mükremehi Hatun elleti Validü’d-eyyid selâtînü’r-Rum ve’I-Acem Sultan Bayezid” yazılı olup Sitti kelimesinin bir unvan olduğu anlaşılmaktadır. Buradan da açıkça anlaşılacağı gibi Sultan İkinci Bayezıd’ın annesi Sitti Hatun olup, bu kadın 1467’de oğlu II: Bayezid’e de ağabeyi Alaüddevle’nin kızı yani yeğeni olan Ayşe Sultanı almıştır.     

Alman Tarihçi Joseph von Hammer-Purgstall (1774 – 1856) Fatih’le Sitti Hatun’un evlenmesini şöyle yazmaktadır. “Yine o sene zarfında Murad oğlu Mehmed’in Zülkadir prensesiyle izdivacını icra eyledi. Bu memleketin Türkmen Beyi olan Süleyman Bey’in beş kızı vardı. Hızır Ağa’nın haremi bu kızların arasında Osmanlı tahtı varisine bir zevce seçmek için Süleyman Bey’in nezdine gönderilerek seçilen prenses –padişah namına olarak nişan yüzüğünü verdi. Hızır Bey’in halilesi(zevcesi), gelinin ulaştırılmasına Saruca Paşa ile beraber tekrar Süleyman Bey’in sarayına gelerek gelini götürdü. Bey’in ileri gelen memurları gelini cihâzıyla beraber Bursa’ya kadar teşyi ettiler. Bu şehrin kadıları, alimleri, şeyhleri tantana ile gelinin istikbaline çıktılar. Edirne’de düğün merasimi üç aya sürdü. Mehmed Edirne’den ancak 1450 Kanun-ı Evvelinin nihayetinde hareket ederek Manisa’da hükümetine döndü. Bir ay sonra Murad 49 yaşında olduğu halde ekseriye sefagahı olan Edirne gölünün bir adasında ve ziyafet esnasında nüzül isabetiyle vefat etti. “

Diğer bir kaynakta da şöyle yazmaktadır: Memleketin hududunu Dulkadırlılar'ın vasıtasıyla Mısır'a karşı tampon bölge bulundurmak istiyordu. Padişah İkinci Murat güzelliği ile ün salmış Sitti Hatun'u almakla, hem siyasi bir menfaat temin etmiş, hem de sarayına iyi bir gelin getirmiş oluyordu. Yapılan düğünün anlatımı tarihlerde hayli yer tutar. II. Murat, evvelce soruşturarak Süleyman Bey'in muvafakatini aldıktan sonra adamlarından Hızır Ağanın karısını Elbistan'daki Dulkadır sarayına gönderdi. Bu kadın, beş prensesten en güzeline Osmanlı veliahtı için padişah namına nişan yüzüğü takacaktı. Görücü, Sitti Hatun'u seçti, yüzüğü takarak Edirne'ye döndü. Bir süre sonra Vezir Saruca Paşa ile tekrar gelerek gelini aldı, Osmanlı payı-tahtına getirdi. Dulkadırlılar'ın bütün memurları Sitti Hanımı, pek muhteşem olan cehizi ile beraber Bursa'ya kadar refakat ettiler. Orada kadılar, hocalar ve şeyhler ve paşalar gelini karşıladılar. Düğün tam üç ay sürdü. Düğünden sonra Şehzade Mehmet ve Sitti Hatun Manisa’ya gönderildi. II. Mehmet padişah olunca, Sitti Hatun ‘la birlikte Edirne’ye geldi.

II. Mehmet’in İstanbul’u fethetmesinden sonra Sitti Hatun Edirne’de kalmaya devam etti. Gerçi Fatih İstanbul’u fethettikten sonra Edirne’ye dönmüş ve İstanbul’a bir saray yapılana kadar Edirne’de kalmaya devam etmiştir. Sitti Hatun ise ölümüne kadar Edirne’de yaşamıştır. Fatih ölümüyle Sitti Hatun II. Bazeyıd’ın izniyle 1484’de burada büyük bir camii yaptırmıştır. Bu caminin yapılmasından kısa bir süre sonra 1485’te Edirne’de öldü camiinin mihrabının önüne gömüldü. Sitti Hatun’un birisi tahtırevan üzerinde diğeri de erkek kardeşleriyle zamanında yapılmış iki resim vardır.

İlk Osmanlı kaynaklarından biri olan Aşıkpaşazade şehzade Mehmet’in Sitti Hatun’la evlenmesini şöyle anlatmaktadır. “Sultan Murad Han Gazi, Kosova gazasından devletle gelince Edirne’de tahtında karar etti. Bir gün veziri Halil Paşa’ya “Halil! Kızımı cehizledim, çıkardım. Şimdi dilerim ki oğlum Sultan Mehmed’i de evlendireyim. Ancak dilerim ki Dulkadıroğlu Süleyman Bey’in kızını alayım derim. Hem o Türkmen gayet dostluk ve doğruluk eder. “ dedi. Halil Paşa, “Nola sultanım! Hem layıktır” dedi. Amasya’da Hızır Ağa’nın hatununu gönderdiler. Yürüdü, Elbistan’a Süleyman Bey’e vardı. O vakit Süleyman Bey’in beş kızı vardı. Beşini dahi ortaya getirdi. Hızır Ağa hatunu da kızları görünce beğendiği kızın eline yapıştı.

İki gözlerinden öptü. Oradan sürdü, Hünkâra geldi. Haber verdi, Süleyman Bey’in itaatini, tevazünü ve kızın eline yapıştığını, güzelliğini, evsafını ve huyunu dedi.  Sultan Murad, dahi Hızır Ağa hatununun beğendiği kızı kabul etti. Yine tekrar Hızır Ağa hatununu ve Anadolu’nun ileri gelenlerinin hatunlarını gönderdiler. Kızı almaya Anadolu’dan ileri gelen beylerle birlikte gittiler.   Oraya yaklaşınca Süleyman Bey’in kendisi karşı geldi. Büyük hürmetler edip dünürleri lütufla kondurdu. Usul ve törelerince ağırladı. İşin sonunda kızın elini alıp Hızır Bey hatununun eline verdiler. Onlar dahi kızı alıp doğru Edirne’ye getirdiler. Hünkâr gelinin çeyizi ne ise hepsini gördü. Ve “hele benim türemde bu değildi, hem azdır” dedi. Hünkârın kendisi padişahlara layık cehiz hazırlattı. Gelini cehizine nice şeyler ekledi ve düğün yaptı ve etrafın padişahlarını davet etti. Ulemayı ve fukarayı topladı. Hepsine padişahın ihsanları sonsuz ve ölçüsüz olarak yetişti. Gelen ulema ve fukara zengin olup gitti. Bu düğün tarihi hicretin 853’ünde ( miladi 24 Şubat 1449) Edirne’de oldu.

Adnan GÜLLÜ Tarih Araştırmacısı – Eğitimci-Yazar



Bu yazı 117 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
GAZETEMİZ

HABER ARŞİVİ
HABER ARA
Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI