Bugun...


Cahit GÜNAY

facebook-paylas
46 KITA ŞİİRLE ELBİSTAN SEVDASI
Tarih: 17-02-2021 20:58:00 Güncelleme: 17-02-2021 20:58:00


Benim çocukluğum; bir yanı güney, bir yanı doğu, bir yanı Akdeniz olan yurdunu aydınlatmak adına kendi yüreğine köz basanların memleketi Elbistan'da geçti. Görevimiz gereği sevdalısı olduğumuz şehrimize yıllardır uzak kalmış olsak bile insanın vatanı karnının doyduğu yerdir diye düşünenlerin aksine ben insanın vatanının çocukluğunun geçtiği yer olarak inananlardanım.

Bu coğrafyanın çocukları, Akdeniz’in toprakları kadar cömert, Güneyin havası kadar sıcak, Doğunun insanları kadar mert olur. Çünkü insanların karakter oluşumunda gen yapıları kadar çevre şartları, yediği yemek, içtiği su, soluduğu hava, yaşadığı ikliminde izleri görülür...

Toplumun verdiği cezaların hukukun verdiği cezalardan fazla olduğu kapalı toplumlardaki baskıcı tutum her ne kadar da pozitif bir yaşam şekli olarak görülmese de o toplumun insanlarının kendini izah etmek için başkaca iletişim kanallarına ihtiyaç duymasının da önünü açar. İşte benim bölgemin insanlarının şiire ve şaire olan sempatisi de burada yani lambada titreyen alevin eteklerinde başlar.

Doğup büyüdüğüm şehrime bir vefa örneği olması nedeni ile şehrimin plaka kodu olan 46 numarasına atıfta bulunmak için 46 kıta olarak kaleme aldığım şiirimin tamamını Sevgililer Günü vesilesi ile tüm sevdası Elbistan olan hemşerilerime hediye ediyorum.

 

GÖZÜM ELBİSTAN 

Kaç zaman geçirdim gurbet ellerde

Sensizken baharda güzdü Elbistan

Varlığın benimle gezdi dillerde

Yokluğun gönlümü üzdü Elbistan

 

Binboğa, Engizek, Nurhak'la Berit

Unutmam seni de Çağlayancerit

Etrafına surdan çekildi şerit

Düğümleri bir bir çözdü Elbistan

 

Ömründe birçok deprem geçirdin

Üstünde halkına ecel içirdin

Ruhunu göklere yalnız uçurdun

Geçmişin tarihe izdi Elbistan

 

Selçukludan kalma Çarşı Camisi

Hünkâr Mahvilli’dir karşı camisi

Ezanıyla bulur arşı camisi

Görkemi cemale yüzdü Elbistan

 

Mahsuni ölmedi yine çalıyor

Hacı Yener aşktan haber salıyor

Gençler özlerinden ilham alıyor

Hayat bir nefeslik pozdu Elbistan

 

Üzerinde ulu beylikler kuran

Düşmana cephede hesabın soran

Dağında, bağında koşturup yoran

Coğrafyan masada kozdu Elbistan

 

On bin yıllık otağ Türk'ün yuvası

Yurdumun dördüncü büyük ovası

Yetim dudakların şükür duası

Canımın içinde özdü Elbistan

 

Şemo paraları suya saçardı

Fatma Bacı ona kucak açardı

Sık Memet, usludan korkup kaçardı

Hepsini deftere yazdı Elbistan

 

Doğal akvaryumda olurdu tere

Balık da koşardı sevilen yere

Pınarbaşı denen vatandır sere

Sevdan ile akan gözdü Elbistan

 

Örtmekaya önü cennetin suyu

Şehrede siniyor asice huyu

Bir kere deseler yanında uyu

Yokuşlar gözüme düzdü Elbistan

 

Zemheriye kadar günler sayardık

Mutluluğu biz de böyle yayardık

Kar üstünde naylon ile kayardık

Her yanımız soğuk, buzdu Elbistan

 

Söğütlü’nün üstü kışın donardı

Pencereye kuşlar gelir konardı

Odalarda ayrı soba yanardı

Odunda, kömürde közdü Elbistan

 

Misinaya yemli iğne takardık

Irmağa oltayı öyle atardık

Yanımıza bir de ateş yakardık

Balığın üstünde tuzdu Elbistan

 

Dede, baba izler yukardan seni

Gariplikte evler her zaman yeni

Anam da görünce kapıda beni

Cennet gözleriyle süzdü Elbistan

 

Dolmadı nedense hizmet tasımız

Sanma sakın bizler düne hasımız

Soyumuza baksan kökten hısımız

Dillerdeki destan, sözdü Elbistan

 

Osmanlı soylusu bizim yeğenler

Önlerinde çoktu başın eğenler

Hizmet dedim ise dişe değenler

İlim deryasında süzdü Elbistan

 

Yavuz’un annesi özel kızımız

Fatih’le Mükrime alın yazımız

Bir beyliğin sonu yürek sızımız

Her biri tarihe gözdü Elbistan

 

Devlet Hatun, desen devlet kadındı

Gülbahar’ı mutlu eden adındı

Emine saraya düşen tadındı

Bilinmeyen cevher, tözdü Elbistan

 

Malatya, Kayseri, Urfa Adana

Herkesin evine uymuş badana

Osmaniye senin kurban gadana

Komşular gönlünde nazdı Elbistan

 

Adıyaman, Antep, Sivas'ın yolu

Sana getirirken umutla dolu

Kıskansın kışını görsün de Bolu

Mevsimlerin kışta yazdı Elbistan

 

Ekinözü, Afşin, Nurhak, Pazarcık

Bunlar da sadece birkaç nazarcık

Bana deseler de bak sen yazarcık

Şiiri yazdıran hazdı Elbistan

 

Türkoğlu’na komşu Andırın Göksun,

Bir yanım Gülistan bir yanım Efsun

Ala beyaz neyse bana sen osun

Dedikçe sırrımı çözdü Elbistan

 

Bahar gelir yemlik, kenger biterdi

Pepik kuşu bu mevsimde öterdi

Duyanların derdi ondan beterdi

Ozanın elinde sazdı Elbistan

 

Gıyan Dağı saklar nurdan pirini

Gıyan Baba yıkar gönül kirini

Musallada bekler iken dirini

Sevenin yüzünü büzdü Elbistan

 

Ümmet Baba, kesik başla savaştı

O zamanlar küçük Cahan yavaştı

Ekmekleri saçta pişen lavaştı

Mübarek Kur’an’da cüzdü Elbistan

 

Ali Gölü, Oyuktaşın kirvesi

Medetsiz’in sevda boğar zirvesi

Şar Dağı’mda, ben de gönül mervesi

Aşk kağıda sende kızdı Elbistan

 

Her seçimde siyasetçi çok olur

Kendi bile vaadine şok olur

Seçim biter her şey birden yok olur

Mecliste keyfince tozdu Elbistan

 

Bacaları şehre ölüm savurur

Küllerini bulut ile yoğurur

Her haneyi birer birer kavurur

Kanserin iğnesi biz’idi Elbistan

 

Komşu vardı bizim köylü Raziye

Göçer baba ona vermiş taziye

Her gidenle gider iken maziye

Gittikçe dertlerim azdı Elbistan

 

Cehiz Mevlüt karpuz üzüm satardı

Çürükleri hemen çöpe atardı

Eve gidip huzur ile yatardı

Tartısı doğruya bazdı Elbistan

 

Yetiştik aruza, Cansız elinde

Bal akardı onun şeker dilinde

Hacı Hasan Uğur şiir gölünde

Çoğunu sıraya dizdi Elbistan

 

Topallı’da Çoban Dede yaşıyor

Adak veren canlar aşktan çoşuyor

Kış ayında orda kalan üşüyor

Esrarı kendinde giz'di Elbistan

 

Aklıma düşünde derdim azıyor

Duydum mezarcılar mezar kazıyor

Melekler sıraya beni yazıyor

Azrail hırsından azdı Elbistan

 

Hasanaki her dem haber başında

Cevdet Temel gitti erken yaşında

Seni bekler diyor mezar taşında

Önceden sonumu sezdi Elbistan

 

Bir haber verdiler uzaktan bana 

Durdu Güllü Bey de küsmüş divana

Seven küser mi ki? Söyle canana

Nedendir üstünü çizdi Elbistan

 

Çay içerdik Emirhanla İsmet’ten

Sınır yoktu müşteriye hizmetten

Nasıl olsa öte yokmuş kısmetten

Keklikle Yarışan baz'dı Elbistan

 

Seyyar gazeteci Ümmet geliyor

Bu sesi uzaktan herkes biliyor

Sıcak haber deyip dünü siliyor

Sokak sokak şehri gezdi Elbistan

 

Ihlamurlar yine çiçek açıyor

Bahattin Karakoç ışık saçıyor

Büyük usta burdan erken kaçıyor

Belki de halinden bezdi Elbistan

 

Mihriban onun da alın yazısı

Anlamadı gitti bunu bazısı

Abdurrahim ömrü ilim kazısı

Mezarını dostlar kazdı Elbistan

 

"Örgüde bir başka, düzde bir başka

Vasfi'de düşmüştü böyle bir aşka

Gönlünün gününü görseydi keşke

Şarabı içmeden sızdı Elbistan

 

Mikrimin Halil'in mührü çağlara

Akıl takılır mı örgü ağlara

Örnek olsun o da şimdi sağlara

İrfanı yasağı bozdu Elbistan

 

Baharda benzerdin gelinlik kıza

Gönlünü dökerdin içli bir saza

Kapıyı açarken gelecek yaza

Hazanı kapatıp ezdi Elbistan

 

Açan çiçeklerin genim gibiydi

Bayramda alınmış yenim gibiydi

Yüzümü süsleyen benim gibiydi

Hırçın nehirlerde sazdı Elbistan

 

Bir olmazı nasıl yapıp oldurdun

Taşo Hasan’ı da erken soldurdun

O gidince sanki yerin doldurdun

İlacında karar, tozdu Elbistan

 

Bostan Bey sonunu önceden bildi

Aynada bakıp da haline güldü

O kendine suskun Hâkka bülbüldü

Ahrete uzanan faz’dı Elbistan

 

Günay'ın pazulda eksik parçası

Kırmaktan korktuğu eşsiz sırçası

Çağlardan emanet gönül fırçası

Seni gönüllere çizdi Elbistan.

 

11 Şubat 2021

Cahit Günay Şair-Yazar & Gönül Elçisi

Not: Ayakları 2 heceli; tam ve yarım uyakla oluşturulan, Kahramanmaraş’ın 46 plakasını ihtiva eden bölgesel bir şiirdir. İnşallah Elbistan il olduğunda da yeni plaka sayısı kadar kıtası olan bir şiir yazmak daha nasip olur.



Bu yazı 421 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
GAZETEMİZ

HABER ARŞİVİ
HABER ARA
Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI