Bugun...


Cahit GÜNAY

facebook-paylas
SEVGİLİ ÇOCUK
Tarih: 12-05-2023 21:46:00 Güncelleme: 12-05-2023 21:46:00


Bu mektubu ben sana kanımla yazıyorum

Yazarken de bir yandan kabrimi kazıyorum

 

Hükmü ilahi deyip teslim oldum bu gece

Kim ki karşı koyardı Tanrıdan gelen güce

 

Uzatmadan başlayıp dökeyim kalem kalem

Nasıl olsa yıkıldı sonsuz sandığım kalem

 

Senden öncede dünya çokça konuk çağırdı

Bazısına kul oldu bazısına bağırdı

 

Boş ver şimdi bunları geçmişten kalan dünü

Anlatayım dilimce yaşadığım son günü

 

Saat ölüm avuna, seher ile başlarken

Ölüm salı kuranlar vicdanını taşlarken

 

Önce sessizlik çöktü sonra yer gök inledi

Tamda kıyamet sanıp herkes arşı dinledi

 

Yelkinip kalktı toprak yeter artık der gibi

Sanki ejderha toyu ne bulursa yer gibi

 

Komşumun evi vardı altı oda bir salon

Uçarken gördüm onu sanki olmuştu balon

 

Bizim şato farklıydı ben öyle sanıyordum

Müteahhidim abdestli ne derse kanıyordum

 

Gerçi temelden girdim biraz ucuz ördüler

Denetleyen ağabeyler belki ondan kördüler

 

Nihayet bitirenler kurdelede taktılar

Birde nazarlık yapıp gözü gibi baktılar

 

Açılışa hazırdı komşu köyden gelenler

Kurban kesip duayla gök kubbeyi delenler

 

İsmi bile müstesna içinde cennet saklı

Yıllar sonra duyanın vallahi almaz aklı

 

Her ey düşünülmüştü her şeye ayrı ayar

Kedi köpek kuş dâhil kendine mekân sayar

 

Tamam deyince sahip taşınmaya koyulduk

İşte böyle bir aşkla zevk alarak soyulduk

 

Başladı yeni hayat üç yüz metrelik yerde

Geçti ömrüm sırayla gözümde perde perde

 

Gerçi geçen günlerde anam haber yollamış

Arzuhâlini yazıp birde güzel pullamış

 

Hava iyi üşüdü burada bu kış zor geçer

Belki de ecel gelip ansızın beni seçer

 

Korkuyorum evladım İaşemi alayım

Müsaadeniz var ise biraz sizde kalayım

 

Hemen meşveret kurup açtım ortaya bunu

Tartışmadan kapandı olumsuz denip konu

 

Yine de duramadı hiddetle tekrar döndü

Kudurdukça kudurdu gözünün feri söndü

 

Tamam dedim anladım tamam biraz sus hanım

Eski defterler çıktı kurudu kaldı kanım

 

Başım eğip yerlere kaldırmaya utandım

İçten içe kavruldum sanki ateş tutandım

 

Ayna küskün hokkabaz benle selamı kesti

Yüzüme tavır yapıp gözüme bakıp esti

 

Birkaç gün sonra idi beyaz giydi tüm şehir

Kefen hazırlanmıştı çırpınıp durdu nehir

 

Dokuz katlı binanın ikisini yer yuttu

Pencereden düşerken kızım kolumu tuttu

 

Birde baktım üstümde çatı boynumu sıkar

Umuda koşan çığlık oda kendinden bıkar

 

Ses almaya başladım oğlum bağırıyordu

Düşman ellerde bile yardım çağırıyordu

 

Babam çıkmadı orda yanında da ablam var

Her anımı sarmalar yüreğimde ahu zar

 

Sözlerinde anladım kurtarmıştı yaradan

Süzülen nurda gördüm gül cemali aradan

 

Şükür dedim çok şükür kızımda çıka bilse

Önünde bir duvar var silkinip yıka bilse

 

Avuçladım elini soğuk sessiz sedasız

Olur, mu böyle gitmek yavrum söyle vedasız

 

Dört gün geçti diyordu oğlumun isyanında

Anasını da duydum oda vardı yanında

 

Anladım ki toplanmış rütbemi söküyorlar

Dostlar vazgeçmiş benden diz üstü çöküyorlar

 

Artık dostun gözünde izarsız bir ölüyüm

Damarları kurumuş susuz köyün gölüyüm

 

Anamı gördüm orda duası kokuyordu

Can havliyle enkaza elini sokuyordu

 

Kedide geldi benle köpek doğaya kaçtı

Kuşlar kafesten çıkıp özgür olmaya uçtu

 

Vefa ondan ruh bulmuş ah benim güzel kızım

Bir an yalnız koymadı can pare yürek sızım

 

Apar topar toplandı bizden sonra kalanlar

Moloz olup milleti kışta göçe salanlar

 

Birde meram oluştu vitrinde ahbap çavuş

Edep haya sofrası zora düştü sen kavuş

 

Anam kardeşim eşim hepsi aynı obada

Isınıyorlar şimdi tezek yakıp sobada

 

Ahırdan bozma mekân yirmi cana yetiyor

Dargınlıklar orada buhar olup bitiyor

 

Keşke bende yaşarken böyle bir gün görseydim

Kapanmayan derdime biraz umut örseydim

 

Tabi kırgınlığım var çünkü ben bir insanım

Yavuzu bilmez dilim, yunus okur lisanım

 

Ne diyelim tanrıya tevekkeli bu imiş

Ömür denilen zaman gözde akan su imiş

 

Ara sıra koşup gel bulaşmadan harama

Birlikte dertleşelim dua sürüp yarama

 

Her bir halden anlarım kayıp değilim çocuk

Ha bana kefen gerek ha sana eski kocuk

 

Ama şunu unutma eşikte bekliyorum

Her bir günün üstüne geleni ekliyorum

 

Sanma mazlum kulların zalimde hakkı kalır

Kısa çöp uzun çöpten mutlaka hakkın alır

 

Yuva kurma yaşarken; dere, tepe, çukura

Sonra ağıt yaksan da iç dökmenen tokura

 

Dere gözler yatakta oluşacak selini

Tepe yamaçlarında hazır tutar yelini

 

Bir kuruyan ağaçta bir milyon kibrit çıkar

Bir dal kibrit yanarsa bir milyon ağaç yakar

 

Sende kimsin ki diye beni çağa sorarsan

Akılda irfanını tefekküre yorarsan

 

Bulmak imansız gözün idrakinde zor gibi

İlimsiz çıra yakmak közde yanan kor gibi

 

Tamam tamam yormayım biraz kendini dinle

İnsan olmak erdemi ne meşreple ne dinle

 

Bana ne diyemem ki herkesi bağlar ama

Sokma kimseyi bari sen olsun derde gama

 

Güneş bende misafir ben gölgenin hasıyım

Günü ayı boşayan ahır ömrün yasıyım

 

Cahit GÜNAY (Şair – Yazar & Gönül lçisi

(Kahramanmaraş Ebrar sitesi, Hatay Rönesa



Bu yazı 10079 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI