|
Tweet |
64. Hükümet Kültür ve Turizm Bakanı-AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal, referandum sürecine ilişkin olarak değerlendirmelerde bulundu. Ünal, değişikliğin, 2007 yılında cumhurbaşkanını halkın seçmesi kararıyla birlikte kaçınılmaz olarak değiştirildiğini belirterek, “Siyaset bize değişim imkânı sundu” dedi.
AK Parti’nin referandum sürecini yürütecek Ortak Strateji Grubunun içinde yer alan 64. Hükümet Kültür ve Turizm Bakanı AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal, Cumhurbaşkanlığı sistemi hakkında çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Ünal yaptığı geniş kapsamlı değerlendirmelerde şunları söyledi:
“Siyaset bize bir değişim imkanı sundu. MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin özellikle 15 Temmuz’dan sonra gördüğü ve devletin artık daha doğrusu işleyişini gerçekleştiren hükümet sistemine dair bir değişiklik ihtiyacının kaçınılmaz olduğu çağrısına, AK Parti hemen anında cevap verdi ve zaten TBMM’nin havuzunda bulunan ve geçmişten bugüne kadar bu değişikliğin nasıl olması gerektiğiyle ilgili çalışmaların hasılasından istifade edilerek, beraberce yürütülen bir çalışma ki; CHP de bu işe davet edildi ama olumlu bir cevap gelmedi.
Mevcut sistem otoriter yönetime ve kaçınılmaz olarak tek adamlığa aslında daha da uygun. Oysa biz, yasama asli işini yapsın istiyoruz. Hükümet asli işi olan icrayı yerine getirsin. İcrayı yerine getirirken de hızlı, güçlü bir şekilde karar alsın ve bu kararları da aynı şekilde uygulasın. Bunu da Meclis ile yargı denetlesin. Milletin gözü önünde cereyan ettiği için de sorumluluğunu alan yürütme denge-fren sistemi içerisinde kendi sorumluluğunu almış ve kendisiyle birlikte de bürokrasisini belirlesin diyoruz.
2007 yılında cumhurbaşkanın halk tarafından seçilmesi kararının alınmasıyla aslında bu sistem değişikliği başlamıştır. Bugün bizim kaçınılmaz olarak yaptığımız ve halkın, milletin önüne götürdüğümüz bu değişim, 2007’de başlayan bir sürecin devamı. 2007’de cumhurbaşkanı halk tarafından seçilecek kararı alındıktan sonra zaten mevcut bir sistem kaçınılmaz olarak değiştirilmişti. Halk tarafından seçilmiş cumhurbaşkanı ve halk tarafından seçilmiş bir hükümet var. Bu ikisi arasında ortaya çıkan iki başlılığı ortadan kaldırmayı 2007’den beri konuşuyoruz.
Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilme kararının doğurduğu sonuç, seçilmiş cumhurbaşkanının sistemle entegre olmasıydı. Çünkü mevcut sistem içerisinde cumhurbaşkanı TBMM tarafından seçiliyordu. Ama halk cumhurbaşkanını doğrudan seçiliyor; seçilmiş yasama organı içerisinden çıkmış bir hükümet var. Bunun kaçınılmaz olarak bir düzenlemeye götürülmesi gerekiyordu.
Şuanda yapılan değişiklik aslında çok basit bir değişiklik. Hükümet etme, yürütme görevi artık seçilmiş cumhurbaşkanına veriliyor. Seçilmiş cumhurbaşkanının yetkileri arttırılıyor mu? Hayır. 82 anayasasında tanınan yetkilerin birçoğu bu yeni sistemle elinden alınıyor. Mevcut anayasada cumhurbaşkanı sorumsuz ama yeni düzenlemede sorumlu. Mevcut anayasada meclis ve yargı denetimine açık değil. Ama yeni düzenlemede hem meclis, hem yargı denetimine açık hale geliyor. Cumhurbaşkanının mevcut düzenlemede kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi var; yeni düzenlemede yok. Sıkıyönetim ilan etme yetkisi yok. Mevcut anayasada meclisi feshetme yetkisi var; yeni düzenlemede meclisi feshetme yetkisi yok. Seçim kararı alırsa meclisle birlikte seçime gidiyor.”
