Bugun...



‘SİZEYASAYA’ “HAYIR” DİYORUZ

CHP Elbistan İlçe Başkanı Av. İnan Bulut’tan Kamuoyuna Referandum Açıklaması

facebook-paylas
Tarih: 23-07-2018 20:12

‘SİZEYASAYA’ “HAYIR” DİYORUZ

CHP Elbistan İlçe Başkanı Av. İnan Bulut, 16 Nisan 2017 Pazar günü yapılacak olan Halk Oylaması ile ilgili kamuoyuna kapsamlı açıklamalarda bulundu. Anayasa değişikliklerin insan ömründe 1 veya 2 kere olabileceğine, vatandaşın çocuklarının hatta torunlarının geleceğini etkileyecek çok önemli değişiklikler olduğuna işaret eden Başkan Bulut, “Bizler ‘Anayasa’ya değil, ‘Sizeyasa’ya ‘HAYIR’ diyoruz” dedi.

                İçinde sert eleştiriler ve kapsamlı bilgilerinde yer aldığı kamuoyu bilgilendirme açıklamasında CHP Elbistan İlçe Başkanı Av. İnan Bulut şu ifadelere yer verdi:

“ANAYASA REFERANDUMU NORMAL SEÇİMLERDEN AYRI BİR ÖNEME SAHİP”

Anayasa değişiklikleri o toplumun, Devletin en az 40 -50 yılına yön verecek olan, çocuklarımızın hatta torunlarımızın hayatını, geleceğini etkileyecek derecede önemli değişikliklerdir. Bir insan ömründe ya 1 ya 2 kez anayasa oylamasına katılmaktadır. Onun içindir ki önümüzdeki anayasa referandumu normal siyasi seçimlerden ayrı bir öneme sahiptir. Anayasalar dünyada temel uzlaşı metinleri, hatta devletle vatandaş arasındaki ana sözleşme olarak tariflenir. Devletin vatandaş üzerindeki gücünün sınırlarının belirlenmesi ise anayasaların diğer önemli bir özelliğidir.

“BU ANAYASA DEĞİL ‘SANAYASA’DIR”

Bu bağlamda önümüze sunulan değişikliğe baktığımızda vatandaşın devlet otoritesi karşısında hak ve yetkilerine dair en ufak bir düzenleme bulunmamaktadır. Ayrıca bu metin hangi tartışma ve uzlaşı ve hangi ortak irade sonucu ortaya çıktı bu da belli değildir. Metninin yazarları dahi meçhul olan bu değişiklik tasarısı bunun içidir ki nitelik ve içerik olarak bir Anayasa özelliği taşımamaktadır. Anayasa halk için yapılır. İçinde halk için tekbir düzenleme olmayan, Halkın “H” si bulunmayan bu metin onun için öz itibari ile Anayasa değil sipariş üzerine hazırlanan ‘Sana-Yasa’dır.

“EGEMENLİK HALKTAN ALINIP SARAYA VERİLECEK”

Bizler Anayasaya değil Sizeyasaya ‘Hayır’ diyoruz. Şimdi Saraydan alınıp halka verilen egemenliğin halktan alınıp saraya verilmesini içeren değişikliğe dair yapılacak bir halk oylaması ile karşı karşıyayız. Bu anayasa değişikliğinin hiçbir haklı gerekçesi olmadığı gibi devletin bütünlüğü için ciddi tehlikelere yol açacak bir değişikliktir. Bu anayasa değişikliğini yazanlar, savunanlar yapılan değişikliklerin haklılığına, gerekliliğine kendileri de inanmamaktadır. Çünkü yaptığı bir işin doğru olduğunu savunan o işin tartışılmasına, toplumun bilgi sahibi olmasına engel olmaya çalışmaz. Madem halk bu tip konularda en yetkili hakem ve hâkimdir. Buyurun hodri meydan her zeminde her platformda halkımızın gözü önünde tartışalım, konuşalım halkımızda doğru olanı belirleyip hükmünü versin.

“REJİM DEĞİŞİKLİĞİNİ KENDİLERİ İTİRAF EDİYOR”

Buradan bu tasarıya destek veren AKP ve MHP ilçe başkanına ve yetkililerine sesleniyorum. Madem doğru ve gerekli bir iş yapıyorsunuz. Buyurun istediğiniz yerde zeminde karşılıklı tartışalım biz bir söyleyelim, siz iki söyleyin millet ona göre karar versin. Devletin imkânlarını kullanıp tek taraflı propaganda yapmak bir yandan da farklı söylemlerin her zeminde sesini kısmaya çalışarak seçim yapmak hangi demokraside vardır. ‘Bu bir rejim değil sistem değişikliğidir’ diyorlar. ‘İki başlılığı ortadan kaldırıyoruz, Cumhuriyet yerinde duruyor’ diyorlar. Bu değişiklikler bal gibi de rejim değişikliğidir. Kendileri de itiraf ediyor. ‘Tüm yetkileri tek elde topluyoruz’ diyorlar meydanlarda.

“YETKİLERİN TEK ELDE TOPLANDIĞI REJİMİN ADI DİKTA REJİMİDİR”

Tüm yetkilerin tek elde toplandığı rejimlerin adı dikta rejimidir. İçi boşaltılmış, demokrasiden, hukuktan uzaklaşmış Cumhuriyetin sadece adının Anayasada kalmasının bir anlamı yoktur.  Halka hizmet söyleminden halk bize hizmet etsin anlayışına evirilmenin bir ürünüdür bu teklif. Bir kişinin hem bir siyasi partiyi, hem yürütmeyi, hem de devleti temsil etmesinin çağdaş dünyada örneği olmadığı gibi, bu şekilde yönetilen hiçbir ülkede barış huzur ve refah yoktur. Bir kere hem parti başkanı olarak taraflılığa, hem Cumhurbaşkanı olarak tarafsızlığa yemin edilemez, bu teklifin yeminde dahi iki başlılık vardır.

“TEK ADAM DAYATMASI NİYEDİR?”

Dünyada yüzyıllar önce geçerliliğini yitirmiş, devletlerin çökmesine, toplumların dağılmasına yol açmış miadını çoktan tamamlamış tek adam yönetiminin ülkemize dayatılması niyedir? Yakın coğrafyamızda Irak, Libya, Suriye gibi tek kişinin yönetimi ile yönetilen ülkelerin durumu ortadadır. Bizden devletin tapusunu istikrar adına isteyen anlayışın 15 yıldır devleti ve ülkeyi getirdiği durum ortadadır. İnsanın yaptıkları yapacaklarının taahhüdüdür.15 yılda yapılanlara bir göz atacak olursak istikrar dediğiniz tek parti yönetiminde devletin borcu 100 milyarı bulmazken, şu anda 600 milyarın üzerine çıkmış. Halkın bankalara olan toplam borcu 2002 de sadece 6 milyar iken şu anda 420 milyarın üzerinde.

“BİR YILDA 500 ŞEHİDİN VERİLDİĞİ SÜREÇ YAŞIYORUZ”

İşsizlik nerdeyse tüm Cumhuriyet tarihinin en yüksek düzeyinde, işsiz sayımız 80 ülkenin nüfusundan fazla. Büyüme endeksimiz koalisyon, savaş, uluslararası, ulusal ekonomik kriz yıllarında dahi yüzde 5 in altına düşmezken, 15 yıllık büyüme ortalaması yüzde 3 ün altına düşmüş durumda. Asgari ücretin alım gücü 2002 yılından bu yana üçte bir erimiş, açlık sınırı 1500 TL yi aşmış yoksulluk sınırı 4.400 TL yi geçmiş. Türk lirası dünyanın en fazla değer kaybeden paralarından biri haline dönüşmüş. Turizm gelirlerimiz hızla azalıyor. Sıfır terörden alınan devlet yönetimi 15 yılın sonunda 3 terör örgütü ile uğraşmak zorunda kalan, ay geçmeden ülkenin bir yerinde terör saldırısının gerçekleştiği, bir yılda bin 500 şehidin verildiği bir süreç yaşıyor.

“MÜLTECİ SAYISI 20 ÜLKENİN NÜFUSUNDAN FAZLA”

Ülkedeki mülteci sayısı dünyadaki 20 ülkenin nüfusundan fazla. Eğitim yerle yeksan, çocuklarımız kendi dilinde konuşulanı anlayamayan hale gelmiş. Demokrasi ve özgürlükler konusunda dünyanın 3.ligindeki ülkeler konumuna gelmişiz. Dünyada en fazla gazetecinin tutuklu olduğu ülke olmuşuz. Toplumsal birlik anlayışı zayıflatılmış. 15 yılda boşanmalar % 38,Fuhuş % 790,adam öldürme % 261,Çocukların cinsel istismarı, % 434,Uyuşturucu bağımlılığı, % 678 artmış.

“TOPLU AÇILIŞ ADI ALTINDA REFERANDUM PROPAGANDASI YAPILIYOR”

Ülkeyi bu tablo ile karşı karşıya bırakan bu istikrarın sürmesini istiyor muyuz? Hepimizin kendine sorması gereken soru bu. Günümüzden ve geleceğinden endişe duymadan yaşayan insan var mı?  Toplu açılış adı altında referandum propagandası yapılıyor. Gördünüz, duydunuz mu bu açılan yerler arasında işsize iş, yoksula aş getirecek bir tesis bir fabrika, tesis açılıyor mu, var mı? Bu anayasa değişikliği maddelerinin içinde bir tane anlattığım tabloyu terse çevirmeye yönelik işsizlik için, aş için, yoksulluk için tek bir madde var mı? Neymiş efendim parlamenter sistem tıkanmış. Bir meslek erbabı o işi yanlış kötü icra ediyorsa yapılacak olan o mesleği, işi ortadan kaldırmak değil işini kötü yapanların işine son vermektir.

 “SÜREKLİ KANDIRILAN ANLAYIŞA ‘HAYIR’ DİYORUZ”

Biz kurtla yiyip kuzuyla ağlayanlara, kendi günahlarının kahramanı olmaya çalışanlara, halka vereceği hiçbir şey kalmadığı için halkını terörle iç savaş tehdidiyle korkutmaya, yıldırmaya çalışanlara, kendi gibi düşünmeyenleri terörist ilan edenlere,  sürekli kandırılan bir anlayışa hayır diyoruz. Ya bu anayasa değişikliğinde de birileri sizi kandırıyorsa? 2010 referandumu ile devletin temeli olan yargı bir bölümü ile FETÖ terör örgütüne teslim edildi. Bu terör yargısı kendi ordusuna kumpas kurarak 15 Temmuzu yaşattı bu ülkeye. Yine hepimiz iyi düşünmeliyiz yargıyı yaralayan 2010 referandumu bu kadar ağır sonuçlar doğurmuş iken; Devletin her alan ve her kurumu için ciddi riskler taşıyan bu değişikliklerin sonuçları neler olabilir diye.

“HERŞEYİN TELAFİSİ OLUR BAĞIMSIZLIĞIN TELAFİSİ OLMAZ”

Kısaca bu tasarı gerekçesi ile gerçekliği örtüşmeyen özü farklı anlatılan gerekçesi farklı bir tasarıdır. Freni ve debriyajı olmayan bir arabaya binmek ne kadar tehlikeli ise ülkenin, devletin, milletin geleceğini hiçbir denge- denetim mekanizması içermeyen bir yönetim şekline teslim etmekte o derece tehlikeli ve risklidir. Kontrolsüz güç, güçlü bir ülke değil güçsüz ve istikrarsız bir ülke doğurur. Son olarak aman ha diyoruz tapusunu verdiğiniz evde kimse sizi oturtmaz, Her şeyin telafisi olabilir giden özgürlüğün, bağımsızlığın telafisi olmaz. Bu ülkenin başkanlığa değil, insanlığa, demokrasiye, hukukun üstünlüğüne kardeşçe bir arada yaşamaya ihtiyacı vardır. Tüm halkımızı Oyuna, geleceğine, özgürlüğüne,  devletine sahip çıkmaya ve bu gidişe dur demeye çağırıyor. Hayırlı ve güzel bir gelecek diliyorum.”







Etiketler :

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI