izmit escort izmit escort
izmit escort izmit escort bayan izmit eskort izmit escort escort gebze
Kaliteli elit escort profilleri ile birlikte güvenle beraber olabileceğiniz şişli escort kadınlarını bulabilirsiniz. Buna yakın olan esenyurt escort reklamlarınada bakmayı unuttmayın.

bursa escort bayan görükle bayan escort

bursa escort görükle escort

alanya escort bayan antalya escort bodrum escort seks hikayeleri sex hikayeleri

görükle escort escort bayan elit bayan escort escort kızlar bursa vip bayan eskort escort bayanlar escort

sportturbo.net

kaçak iddaa

canlı bihis

kaçak bahis siteleri

kaçak bahis

bagibet

illegal bahis

takipçi satın al

Bugun...


Cahit GÜNAY

facebook-paylas
KARABAĞLI KIZLARIN GÖZÜNDE KARABAĞ (Karabağ'ın Kızları 17)
Tarih: 16-03-2021 21:31:00 Güncelleme: 16-03-2021 21:31:00


Bugün ki köşemizin konuğu; gönlüde yüzü kadar güzel, İSTAZ... İstanbul Azerbaycanlılar Dayanışma, Yardımlaşma, Turizm ve Kültür Derneğinin ve İSTAZ Uluslararası Danışmanlık Hizmetleri bürosunun kurucusu ve Kesin Karar Gazetesi köşe yazarı olarak hayatını Türkiye’de devam ettiren; 2012 yılında Moskova Yazarlar Birliği tarafından A. P. Cehovun madalyasına, 2011. Yılında "The First ve yine 2011" yılında "Mikayil Muşfik" ödüllerine layık görülen, Azerbaycan ve Rusya Yazarlar birliğinin, Uluslararası Yazar ve Kültür Assosiyasiyasının üyesi. Rus Edebiyatı ve Şiir Akademisi Muhabir üyesi.

Yazdığı şiir ve romanlarında vatan, millet aşkını çokça konu eden, Azerbaycan'ın birlik bütünlüğü ile Turan birliği konularında dünyanın birçok yerlerinde hem seminerler verip hem de yazdığı yazıları birçok dünya diline çevrilerek o bölgelerde yayın yapan yüksek trajlı dergi ve gazetelerde Karabağ davasını anlatan.

  "Bir daha ağlamaram" "Hayat kırık kemane benzer’’(roman) "Gün dolu hikâyeler”,  “Men Sevgi Mahbusuyam'', "Sana Gözyaşımdan Damla Vermerem'', "Yedi payız yaprağı'', "Deli Sevdam'”isimli şiir kitaplarının yazarı kıymetli dostum Könül Ordibadi hanım.

Kimdir Könül Hanım?

-Könül hanım bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

- “Cahit Bey! Ben Nahçevanın Ordubad ilçesinin Deste köyünde doğdum ve Moskova Ulusal ve Bölgesel İlişkiler Enstitüsü̈ ve Uluslararası Hukuk bölümlerinin mezunuyum. Türkiye ve Azerbaycan başta olmak üzere birçok sosyal sorumluluk projelerinde bulunarak Karabağ'da yaşanan mezalime dikkat çekmek istedim. Hatta bu konuda, yani 1992 yılında bölgemizde yaşanan 20.asrın en büyük felaketi ve yüz karası, utanç vesikası Hocalı Soykırımının 24.senei devriyesinde, 2016 yılının şubat ayında bayrak olan çocukların ruhlarına ithaf ettiğim "Unutulmayan Hocalım’’ isimli şiirler Antolojisini hazırlayarak bu konuya işaret çekmek istedim. Yine 2004 yılında tüm Diaspora ile ilgili farklı ülkeler arasında ki toplantılarda ve Dünya Azerbaycanlılarının 4. Kurultayının, 2014 senesinde Ankara'da ''Yüzyılın Vahşeti : Hocalı Soykırım'ı, Uluslararası Hukuki Bakış"',,Türk dünyası 1 ci Genclik Formu'',,Türk Dünyası ve Türklük Bilinci Uluslararası Sempozyumu “ katılımcıları olarak yine aynı konulara işaret ettim. İnşallah bundan sonraki süreçte de dilimizin yettiği kadar Kutsal davamızı savunmaya devam edeceğim.”

- Sevgili Könül Hanım, Karabağ̆ denilince aklınıza ilk ne gelir?

- “Karabağ savaşına kadar Karabağ denildiğinde ilk aklıma gelen Bülbülün, Cabbar Karyağdıoğlunun, Xan Şuşuniskinin, Seyid Şuşuniskinin şarkıları olurdu. Çünkü biz o şarkılarla türkülerle böyümüştük. Karabağ şikestesini dinlemek onun mısralarından ilham almak bir başka gözeldi. Benim ata tarafım müzisyen insanlardan oluşurdu. Her kış ayları olduğunda amcamgile, atamın baba ocağına toplanırlar. Amcalarım, atamın dayı hala oğulları, bazıları müzik aletleri çalar bazıları da türkü (mahnı) okurlardı. çok güzeldi Cahit bey o günler çok, hatta Mamet amca da Karabağ şikestesini atamla birlikte söylerdi. Bu benim ilk Karabağla tanışlığım idi. Ben Nahçıvanda  doğduğum için atam hep Ordubadın dağlarını gösterer bak kızım Karabağ o dağların arkasında derdi. İşe bunlar benin çocukluğumdur.

Şimdi Karabağ denildiğinde ilk aklıma gelen Hocalı soykırımıdır. Vahşet, vandalizm, barbarlık bir sözle insanlığın yok olduğu... Ne unuturum ne de unuttururum. Benim masum halkım o acıları yaşadı. Na kadar çok dostlarım var Hocalıdan.  O günlerin canlı şahitleridir. O günleri hepimiz Azerbaycan Türkleri olarak yaşadık. Kimisi o gecede, kimisi de yaşayarak çocukluğunu yaşamayan büyüyen ama hiç bir zaman çocuk olmayan dostlarım. Hocalı sözün bittiği yer, Hocalı, dinmeyen acının adıdır. Her yıl tazeliğini koruyup saklayan içimizi cayır cayır yakan asrın kara lekesidir. O gün soğuk bir gecenin karın kan renkli libasına belendiği, Çocukların diri diri yakıldığı, İnsanlarının diri diri, bir birlerine çivilenerek köprü yapılıp üstelirinden geçildiği gündür. Karabağ denilince ilk aklıma gelen ana feryatlarıdır. Masum halkımın taşı olmayan mezarlığıdır... Harı bülbülün kipriklerinden intihar eden gözyaşlarıdır. Diyeceksiniz ki, Karabağ özgürdür asıl sahiplerindedir. Neden bu kadar dinmeyen yara..

Evet, Karabağ özgürdür ve asıl sahiplerindedir. Babalarımızın mirası o topraklar. Ama o kadar yerde kalan kan var ki, o toprakların altında binlerce kefensiz yatan masum Şehitim, Namusum var. Bir gün Hocalı'da asıl sahibine dönerse dünya bu haksızlığa göz yummayıp bu vahşi savaşı başlatanların hukuki yolla cezalarını vererse o zaman kısasımız alınmış olur. Na kadar Karabağın özgürlüğüne sevinsem de Hocalı için o kadar da üzgünüm. Azerbaycan askeri hiç bir zaman sivil insanlara karşı savaşmadı. Çünkü biz Türküz ve Türkler savaşta dahi olsa kadına, çocuğa yaşlıya ve aman dileyene kılıç vurmaz. O vatan topraklarındakı eli silahlılarla savaştı. Benim halkımın günahı ne idi. Zaten babalarımız yıllar öncede buna benzer soykırımın Ermeniler tarafında Nahçıvan’dada yapıldığını söylerdiler.

Ordubad ilçesinin 16 köyünü yakıp insanları diri diri demir boruların içine atıp ağızlarını kapatarak petrol dökerek yakmışlar. O günden sonra biz yetmiş yıl Sovyetler birliğinde yaşasak ta hiç bir zaman Nahçıvan topraklarında Ermeni haydutlarının yerleşmesine izin vermemişiz. Çünki biz çocukluğumuzdan onların nasıl bir vahşi olduklarını nine babalarımızın dilinden duymuşuz. İnşallah bir gün Azerbaycan ordusu Hocalımızı da azad edecek. Azerbaycan'ın cesareti ordu ve iradeli cesur Cumhurbaşkanı var. Ben buna inanıram. Ulu önderimiz Haydar Aliyevin güzel bir sözü var. "Adaletsizlikle adaleti berpa etmek olmaz” inşallah bir gün adalet öz yerini bulacak. O zaman Karabağ’ı yalınayak dolaşır ve ne hissettiğim ide sizinle yeniden paylaşırım. Şimdilik sadece içimde dinmeyen acı var. Rabbim bir daha Milletime bu acıyı yasatmasın Cahit Bey.

- İnşallah Könül Hanım, inşallah. Elinizde sihirli bir değnek olsa idi dünyada neyi değiştirmek isterdiniz?

- “İnanın ki, ilk önce 25-26 Şubat gecesi 1992 yılına dönerdim. Tüm masum insanları o beladan kurtarırdım. Dünyada insanlarla insanlığı hakkın terazisine koyardım. Mısırda, Kerkükte, Filistinde, Karabağ'da, Doğu Türkistanda çocuk ölümlerine son verip adaleti yeniden inşa eder, Dünyaya kusursuz bir barış getirdim.

-Bize hiç unutamadığınız bir anınızı anlatmak ister misiniz?

- “Doğum günümdü Cahit Bey, İstanbula gidiyordum. Savaş başladı dediler doğrusu inanmadım. Hiç bir zaman unutamayacağım, Karabağın köy, kasabaları haydut Ermeni işgalçilerinden azad olunduğu haberleri, Şuşanın özgürlüğü. Tabi savaşların başlaması na kadar yüreklerimizi yaksada bitmeleri de o kadar sevindirici ve unutulmazdır. Ali baş komandanımız İlham Aliyevin sevinç gözyaşlarıyla söyledikleri, şerefli mert yigitlerimizin iradeli ordumuzun becerikliliği sayesinde Şuşa  özgürdür demesi hiç bir zaman unutulmayacak yüreklerimizde çılğın sevgiyle  sevinç gözyaşlarıyla yaşayacak. Duygulandığım o gün,  Karabağ asıl sahibine döndü ve Karabağın özgürlüğü azacık da olsa Hocalı'da yaşanılan acıların üstüne bir azacık su serpildi

-Bu günkü Karabağ hakkında ne düşünüyorsunuz?

- “Bu günki Karabağ hakkında çok şeyler düşünüyorum. Eski filmlerimizde gördüyüm Karabağı huzurlu mutlu savaşsız görmek istiyorum. Yiğitlerimizin Cıdır düzünde at koşturup, ok atmalarını çadırlar kurulmasını istiyorum. O yaylalarda dağların eteklerinde Vatan sen ne gözelsen diye haykırıp Kır çiçeklerini içime çekmek,  o toprakları yalın ayak gezmek istiyorum. Eğilip toprağı öperek altında yatan binlerce Şehide göğsümü gere gere ruhunuz şad olsun "Karabağ özgürdür, Hocalı özgürdür” kısasımız alındı. Namusumuz ter temiz ruhunuz şad olsun derdim. Bu topraklara bir daha düşmen ayağı savaş değmesin. Biz kendi ata topraklarımıza kavuştuk. Bu uğurda nice Şehit verdik. Nice evin ocağı söndü. Ama Azerbaycan'ın şükür, dünyaya destan yazan oğulları bu savaşı zaferle bitirdi. Azerbaycan askeri tarih yazdı ve tarihin mimarı olarak kayıtlara geçti. Allah tüm Şehitlerimize rahmet eylesin. Ruhları şad olsun!”

-Türkiye sizin için ne ifade ediyor?

- “Türkiye benim İkinci Ana vatanım. Yıllarca soğuk Rusya topraklarında, Vatanımda uzakta bir gariban gibi yaşadım veya ben kendimi öyle hissettim. Yıllar önce hastalığımla ilgili olarak İstanbula geldiğimde. Beni bu topraklar kendine öylesine bağladıki birdaha dönemedim. Hiç unutamam ilk Vapura bindiğimde bir abinin elinde tepsi ve onun üzerinde çay sattığını gördüğümde. Nasıl çocuk gibi sevinmiştim anlatamam. Hele birde benim dilimde konuşuyor diye gökyüzüne nara atmak geçti içimden. Beni bu topraklara bağlayan doğaya olan sevgim, Ben burda kimin gözüne baksam onun gözünde yıllar öncesinde anlatılmış, eski devirlerdeki insanların sıcaklığını hissediyor, Burada kendimi buluyorum. Bir çok ülke görüp orda yaşadım ama Türkiye farklı, çok daha samimi, çok daha Türk, yani Türkiye bir aşk.

 İnsanları ayırmaktan hiç hoşlanmam. İnsanlara insan olduğu için değer verir. doğayı severim. Bana Türkiye’de Azerbaycan kadar vatandır. Gezdiğim her karış toprağı dalgalanan al bayrağımızı gördükçe şehit anaları, karıları, çocukları düşer aklıma iç çekerim çünkü benim için bayrak demek; kan, kan demek şehadet demektir.

-En büyük hayaliniz nedir?

- “Turan’ın kurulması! Iğdır sınırından hiç bir evrak pasaport gerek olmadan Nahçıvan’dan Karabağ’dan Tebriz’den geçerek büyük Türk topraklarını gezerek, Ben Turan ellerini gezdim diye var gücümle bağırarak duyurmak isterim! Bu bir hayal değil. İnşallah gerçek olacak! Ben inanıyorum Cahit Bey.”

- Ne tesadüf bende inanıyorum Könül Hanım diyorum gülüşüyoruz. Sevgili Könül can dostum bu samimi içten sohbetin için çok teşekkür ediyorum. İnanın çok mutlu oldum.

 - “Ben teşekkür ediyorum kıymetli dostum sizi ve emeklerinizi samimiyetinizi biliyor, yakinen takip ediyorum. "Karabağ’ın Kızları" yazı dizinizi çok önemsiyorum. Böylesine güzel samimi ve sıcak bir sohbete ev sahipliği yaptığınız için başta siz olmak üzere tüm "Elbistan Gündem Haber" çalışan ve yönetim kuruluna teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız. İyi ki aynı milletin evlatlarıyız. "Ne Mutlu Türküm Diyene."

Cahit Günay Şair-Yazar & Gönül Elçisi



Bu yazı 2430 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
GAZETEMİZ

HABER ARŞİVİ
HABER ARA
Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI